phrygia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
phrygia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2010 Pazartesi

APAMEİA PARALARI














































LİTYERSES

MİTOLOJİ SÖZLÜĞÜ Remzi Kitabevi-1972

Sf. 249- LİTYERSES
Phrygia kralı Midas'ın oğlu. Ekin biçmede onun üstüne yokmuş ve babasının kral olduğu bölgeye kim gelse onu çağırır, istemese de onu döve döve çalışmaya zorlarmış. Eli çok çabuk olduğundan hasımlarının hepsini yener, kafalarını keser, bedenlerini de ekin demetleri arasına bağlarmış. Herakles, Lydia kraliçesi Omphale'nin yanında bulunduğu sırada Lityerses'le boy ölçüşmeye gelmiş. Zorbanın meydan okumasına hiç aldırmadan onu güzel bir türküyle uyutmuş ve kafasını kesmiş.
Phrygialılar ekin biçerken Lityerses'in serüvenini dile getiren bir türkü söylermiş. Lityerses adlı bir türküde bu biçicinin ustalığı övülürmüş.


Azra ERHAT

19 Kasım 2010 Cuma

APAMEİA'DA YAHUDİLER

TÜRK VE YAHUDİ KÜLTÜRLERİNE BİR MUKAYESELİ BAKIŞ
Yazı Matbaası İstanbul 1992

Sf. 894- 895 .......

Selefkî kralları, kurdukları sitelerde bir unsur olarak zaman zaman Yahudileri kullanmış olduklarından, Antiochus I'in de Apamea'nın ilk yerleşenleri arasına Yahudileri dahil etmiş olması mümkündür. Ancak Apamea'nın, M. Ö. Zeuxis'in Yahudileri yerleştirdiği sitelerden biri olduğu az çok kesindir şöyle ki burası Prygia'nın en ünlü sitesi olup nakil işi sadece Phrygia ve Lydia için bahis konusu idi
Flaccus'un M. Ö. 62'de Apamea ve başka merkezlerde Yahudi mâbed vergisine el koymuş olduğundan söz etmiştik. Bundan sitede Yahudi nüfusun çok olduğu ve Flaccus'u savunan Cicero'nun ifadesinden valinin Yahudi alehnuhlu paralar,t,kibotos,strabo,dekalion,pyrrha,ytarı hislerden değil, doğruca ekonomik gerek dolayısiyle böyle hareket etmiş olduğu anlaşılıyor. Bunun ötesinde olay, Apamea ( ve sair yerlerin ) Yahudilerinin, Yeruşalim'e mâbed vergilerini ödemek amacıyla bir Roma iradesine karşı koymaya hazır olduklarını gösteriyor. Yahudi kimliğinin bir anlamda vechesi olan vergi, Apamea'daki cemaat için gerçekten çok önemliydi.

Apamea'da Nuh'lu paralar

Miladî II. yy.'ın sonuna ait Apamea'da basılmış ve Nuh ve Gemi'si sahnesini taşıyan bir dizi paraya sahibiz. Bu paralar Tevrat'a değgin sahneyi taşıyan, bilinen tek sikkelerdir. Bunda " Yunan mythosunun tufan kahramanları Denkalion'la Pyrrha..." (19) değil de Nuh ve karısının resmedilmiş olduğu, Gemi'nin yanındaki N..E ( .. ile gösterebildiğim yerde bilgisayarda bulunmayan büyük harf omega var. M. Doğan Aykanlı ) yazısından belli oluyor. Bunun izahı, çoğu kez, sitede " Yahudi etkisi " nin bir sonucu olarak izah edilmişse de bu sikkelerin basılmasında Yahudi cemaatinin dahli hususunda daha kesin olma gereği var.
Sikkelerde Nuh ve karısı Gemi'nin içinde resmedilmişler; Gemi dahi bir gemi olarak değil de, dalgalar üzerinde gezinen bir mustatilî kutu şeklinde gösterilmiş. Hakkâkların, bundan önce gemileri kutu şeklinde tersim eden Grek sınaatkârların modelini takip etmiş olmaları muhtemeldir. Gemi'nin üzerinde pençeleri arasında bir zeytin dalını tutan bir kuzgunla bir güvercin bulunuyor. Bunlar, suların varlığını ve tufanın son bulduğunu simgeliyorlar ve muhtemelen doğruca Tevrat'ın öyküsünden esinlenmişlerdir. Geminin solunda Nuh'la karısı kuru toprak üzerinde duruyorlar ve bunların sağ kolları kalkık durumda. Bu, " orans " (20) el kol işaretidir. Bu itibarla sikkeler iki müteakip hadiseyi, ezcümle tufan ve Gemi'den gidişi üstüste koyuyor.

Sf. 896- Apamea Kibotos

Apamea'nın bir başka adı daha vardı, kutu, sandık veya ( Nuh'un ) gemi ( si ) anlamında: n´ KıßwTóS. Apamea'nın bu adı ilk olarak, Milâdî 19 cıvarında Strabo tarafından zikrediliyor, ama bunu Pliny ve Ptolemy de biliyordu. Keza KıßwToi sözcüğü, yine beş adet mustatilî sandık temsilini havi, Hadrian tarafından tedavüle sürülmüş bir sikkede bulunuyor. Sikkede bir tanrı olarak resmedilmiş Marsiyas, bir kaya mağarada uzanmış olup üzerinde beş sandık ve de ' A..aµÉwv Mapov'aS KißoToi - yazıda .. ile gösterebildiğim yerde bilgisayarımda bulunmayan pi harfi var. M Doğan Aykanlı -( Apamea halkından,Maryas,Kibotoi ) yazısı var.
Burada, KıßwToS' ın Nuh'un Gemisi'nin Septuagint'teki karşılığı olduğunu kaydetmek önemlidir (24). Bu konuda ileri sürülmüş faraziyeler üzerinde durmayacağız.

Sbylla kehanetleri I/II

"... Apollon kültüne bağlı, geleceği bilen, öngören, tanrının esiniyle dolup onun ağzından fal bakan, olacakları açıklayan Sibylla kâhini ...
Sibylla adı Anadolu'daki bilicilik merkezlerindeki kâhin kadına veriliyor. ...
" Roma tarihinde çok büyük bir yer tutan, devlet politikasına adeta yön veren Sibylla kitaplarına gelince, ... Roma din ve devletiyle ilgili her sorunda bu kitaplara baş vurulur, tutulacak yol onlardan alınan esinlere göre çizilirdi..." (28).
Bahis başında adı geçen Sibylla ile bunun kehanet kitaplarının öyküsü işte böyle. Her ne kadar bu kehanetlerin gerçek menşei kesinlikle bilinmiyorsa da, ( yanmadan kurtulmuş ) Kitâb I/II nin Yahudi alt tabakasının Phrygia'da, muhtemelen Apamea'da yazılmış olduğu hususunda bir genel mutabakatı vardır. Önce , I/195-8'de Phrygia, tufandan sonra suyun yüzüne çıkan ilk kara ve yeni bir beşerin " dadı " sı oluyor. I/261-7'de şunları okuyoruz:
" Phrygia'nın karanlık karası üzerinde bir azametli yüksek dağ vardır. Bunun adı Ararat'tır (29)..., Bu su, Maryas'ın kaynakları burada fışkırmıştı. Bu yerde Gemi, sular çöktüğünde, yüksek azametli tepeler üzerinde durdu ...".
Maryas suyunu oluşturan pınarlar Apamea'nın hemen arkasında bulunuyordu: açıkça " Ararat ", bu aralıkta bulunmuş olmalıydı. O halde Sibylla Kehanetleri I/II'nin bu bölümünün Phrygia'dan, muhtemelen Apamea'dan olduğu kanısı kuvvet kazanıyor. Bu dönemde Küçük Asya'da Yahudilerden arta kalmış tek belge bu oluyor (30). ...

(19) Azra Erhat.- Mitoloji sözlüğü, s.109.
(20) Eski Grek ve Erken Hristiyan sanatında ibadet durumu.
(24) ibd., s. 85-88.
(28) Azra Erhat. - op. cit. s. 346-7.
(29) Tarafımızdan belirtildi.
(30) Paul Trebilco. - op. cit., s. 95.


Burhan OĞUZ

1 Eylül 2010 Çarşamba

BİLGE UMAR'IN PHRYGİA KİTABINDA KELAİNAİ

PHRYGİA
Ak Yayınları -1982


Sf. 10- ... Örneğin, Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa komutasındaki haçlı orduları, 1190 yılında Gelibolu'dan karşıya Anadolu toprağına geçip bir süre doğu yönünde ilerledikten sonra, 9 Nisanda Akhyraous/Balıkesir'e, arkasından Thyateira/Akhisar'a, 21 Nisanda Phadelphia/Alaşehir'e, oradan hierapolis/Pamukkale'ye, 27 Nisanda Laodikeia'ya varmışlar; ilerleyişlerini sürdürerek Apameia/Dinar'dan geçmişler ve 18 Mayısta İkoneion/Konya'ya varmışlardır.

Sf 17- 5. Kelainai ( sonra, Apameia; Şimdi, Dinar )
Kelainai adı, bu biçimiyle, eski Hellen dilinde, Kelainos'lular anlamına gelir; kelainos da o dilde " kara, koyu, karanlık " demektir. Ancak, tarihçesi Hellenleşme döneminden yüzyıllar öncesine uzanan kentin öz adının Hellen dilinden gelemeyeceği açıktır. Üstelik, yörede bulunmuş olan, baş tanrı Zeus'u Zeus Keleneos (Kelene/Kelena/Kelana'lı Zeus )diye adlandıran paralar vardır. Demek ki kentin gerçek adı Kelana idi; bu ad, Hellenlerce Kelainai biçiminde söylendi.
Kentin ikinci adı Apameia, Apama/Apame yurdu demektir. Apama/Apame, bazı hellenistik çağ krallarının eşlerinin, dolayısıyle diğer bazılarının analarının adıdır. Kente bu adın verilmesi, Apameia'yı başlangıçta Kelainai hisarının yanıbaşında, ovada kurdurmuş ve onu adlandırmış olan Seleukoslar devleti kralı I. Antiokhos'un anası İranlı prenses Apama/Apame dolayısiyledir. Bilmediğimiz bir tarihte kurulmuş Kelainai ile yanıbaşındaki Apameia, en geç Roma egemenliği döneminde, birleşip tek kent durumuna geldiler.
Kelainai tarihçesi pek eskilere uzanır. Herodotos, İ.Ö. 480'de İran şahı Xerxes'in Yunanistan seferine giderken yanından, içinden geçtiği kentler arasında Kelainai'yi de anıyor. Xenophon da, İ.Ö. 401'de uğradığı kent üzerine ilginç bilgiler veriyor. O arada, yerel inanışa göre tanrı Apollon ile Marsyas adlı silenos arasındaki çalgı çalma ustalığı yarışmasının burada yapıldığını anlatıyor.
İ.Ö. 334-333 kışında Büyük İskender, İran seferine giderken, Kelainai'den geçti. İskender'in ünlü seferini anlatan Arrianos'un yapıtında, ilgili bölüm şöyledir:
... Kelainai önüne vardı. Bu şehirde, her yanı dik bayır olan, bir hisar vardı. Burayı Phrygia satrap'ı 1000 Karia'lı ve 100 Hellen ücretli askerle tutmaktaydı. İskender'e elçiler gönderdi, muayyen bir güne kadar yardımcı kuvvet gelmezse şehri ona teslim etmeyi vaad etti. Bu teklif İskender'e hiçbir tarafından hücum edilemeyecek kaleyi muhasaradan daha kârlı geldiğinden kabul etti, savaşçılardan 1500 kadarını, gözlemek için, Kelainai önünde bıraktı... Gordion'a doğru ilerledi.
Sözü geçen Kelainai hisarının, bugünkü Suçıkan Parkı yukarı bitişiğindeki tepe üstü düzlüğünde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dinar'da ilkçağ kalıntıları toprağa gömülü durumdadır. Burada henüz bilimsel kazı yapılmamıştır. Rastlantı sonucu ya da çeşitli nedenlerle yapılmış yüzeysel kazılar sonucu ortaya çıkan mimarlık yapıtı vb. parçalarından, ilkçağ kentinin Roma egemenliği dönemindeki agora, tiyatro, stadeion, bouleuterion gibi bazı yapılarının yeri saptanabilmiş ise de, ortada görmeye değer ilkçağ kalıntısı yoktur.





Bilge UMAR